Sonbahar her zaman mı hazan?

Yoo biz çok mutluyuz burada. Cebi para dolmuş işletmeler mutlu, çocuklar evlerine dönüyor diye mutlu. Biz emekliler ortalıkta kalabalık kalmadı diye mutlu. Sonbahar burada bir mutluluk ayı 🙂 Bir mutluluk filmi: ayı, gibi oldu. Yaşı yetmeyenler annelerine sorsunlar bu ne demek şimdi diye.

Deniz sıcak, günler daha kısa. Ekinoksu da geçtik bitti, günler kısalıyor.

Mekanları ardı ardına kapatıyoruz. Lımon kapandı, bakalım kışlık ne zaman açılacak. Sota kapandı. Klüpte yaz ekibinden kimse kalmadı. Mımoza bir sure daha açık, yanlış hatırlamıyorsam kasım başına kadar. Hayat da öyle. Şimdi farkettim de zaten pek mekanımız yokmuş, mekanlar da kapandı falan diye havaya girmenin hiç manası yokmuş. Aaa unutmamak lazım otoparklar hala açık ve insafsızca para kesiyorlar. Bence onlar da ortadan çekilince buraya kış gelmiş olacak.

Düğünleri unuttum, köy düğünleri bitmeden burda kış gelemez. Her biri 3-4 gün sürüyor. Hepsi açık havada ve hepsinde de aynı sarkıyı kırk kere çalmadan düğünü bitimiyorlar. Aldığım istihabarata göre halen planlanmış 2 düğünümüz varmış.

Hem yerliler hem de sonradan yerleşenler açısından düğün dernek konusunda bereketli bir yaz oldu bu yaz. Gezin evlendi, İlknur-Mehmet evlendi, ben evlendim. Haha bunu söylememiştim. değil mi? Yazılar neden bu kadar seyrekleşti sanıyorsunuz? Başka ilgi alanlarım var artık. Bu da başka bir yazının konusu olsun hadi.

Kalın sağlıcakla.

Merak

Mutena köyümüzün müstesna klübünde, vitrinde duran pahalı içki şişelerinin içine ucuz muhteva doldurdukları söyleniyor. Doğru mu? Yoksa bu da mı dedikodu? Bu da mı gol değil? Artık duyduğumuz hiç birşeye inanmayalım mı? Ateistler bunu da açıklasınlar bakalım.

Köyde cinayet

Çok yakın zamanda (belki yarın belki yarından da yakın) Gümüşlük köyünde bir kadın öldü. Allah rahmet eylesin. Köy hoparlörlerinden anons ediliyor: Falanca rahmetlinin eşi Filanca hanım Hakk’ın rahmetine kavuşmuştur, cenazesi bugün öğleden sonra kaldırılacaktır.

Çok normal değil mi? Hele de kadıncağızın 92 yaşında olduğunu öğrenince ölmese ayıpmış diyorsunuz (tövbe tövbeee). Ama gel gör ki işler hiç de öyle değil sevgili potansiyel muhbir vatandaş. Hayatının son zamanlarını yatalak olarak geçiren bu kadıncağız kendini asmış, hem de ipi boynuna 2 kere dolayarak! Sandalyeyi de kendi devirmiş. Nasıl? İnsanın tüyleri ürperiyor değil mi? Esas siz baş şüphelinin oğul olduğunu ve olayın sadece parayla ilgili olduğunu duyun da daha çok ürperin. O ürpertiler sırtınızdan çıksın, ensenizden kulaklarınıza yürüsün, gözlerinizin faltaşı gibi açılmasına vesile olup çevrenize kuşkuyla bakmanızı sağlasın.

Neyse…Bunların hepsi köy, kahve dedikodusu tabii ki. Belki de hiç biri doğru değildir. Öyleyse de yüce Türk adaleti helbet suçluyu yakalayacaktır.

Kendime not: Burda bir Agatha Christie hikayesi kokusu alıyorum. Gayet ev kadını kılıklı meraklı bir kahramanı var ya onun… Bir yandan örgü örer gibi yapıp bütün cinayetleri çözen, kim kimle yatmış dedikodusu yaparken, kayıp akrabaları filan bulan. Bir an özdeştim sanki onla 🙂

Tezgah

Sevgili Gümüşlüklüler ve Gümüşlük’ü sevenler!

Hadi yine yaşadınız Nejat İşler köyde tezgah açıyormuş.

Ben bilmiyorum ama bilenlere sordum:Zamanında Galata Saray’da efsane bir mekan imiş. Sahaf ve bar.

Gümüşlük’de şimdilik sadece sahaf kısmı olacakmış.

Sizler için biraz üzülüyorum tabii. Bar tezganının arkasındayken gelip melül melül Nejat kesmek kolaydı. Şimdi buyrun gelin dükkanından alışveriş yapında göreyim sizi. Bir kitap okumuşluğunuz, bir CD alıp dinlemişliğiniz, efendime söylettiriyim bir dergi parmakladığınız olmadıysa geçmiş olsun.

Ama belki sizin için kartpostal satar. Arkasına ‘Sevgili Ayşe inanmayacaksın amaaa bu kartpostalı Nejat İşler’in Gümüşlük’deki dükkanından alıp sana yolluyorum. Ay ne heyecanlııı dımııı?’ dersiniz.

Ya da yaza daha çok var, dur 3-5 kitap okuyayım da rezil olmıyım de diyebilirsiniz. Tamamen size kalmış.

Size bir iki kitap tavsiyem olabilir: Sabahattin Ali, Yaşar Kemal bugünlerde çok popüler. Üstelik bunlar yeni yazar da değiller. Yaniii okuyup bilgilendikten ve fikir sahibi olduktan sonra sahafa geldiğinizde eski baskılarını bulup ilgileniyormuş gibi yapabilirsiniz. Bu kıyağımı da unutmayın ciğerlerim… Çavvv.

vu vu vuuu dikkat Gümüşlük’de kış var…

Bir soğuk bir soğuk… Şahsen kıçım dondu. Daha 2 gün önce bahar geldi gel artık diyerek çağırmışlardı. Büyük yalan!

Elektrik gitti geldi bütün gün. Bir türlü ısınamadım.

Sokaklar boştu.

Yine de sizin gelişmelerden haberdar etmek için dolaştığım her yerde etrafa dikkatlice baktım. Arabayla giderken gördüğüm kadarıyla artık:

Fırının karşısındaki dükkanlarda bir tadilat başlamış. Fırının iğrenç akan yazılı bir tabelası olmuş. Çarşıda bir tavukçu açılmış. Grill tavuk satıyor ki bence güzel birşey.

Balıkçı her daim hareketli. Soba yanıyor. Isınmak için iyi bir alternatif.

Cihangir tayfası sayıca fazlalaşmış. Alerjiniz varsa dikkatli olun 😉

Pek dolaşamamışım anlaşılan.

Sevgiler benden…

Rüzgar

Bodrum’da bir güzel rüzgar esiyor ki sormayın gitsin. Bu ne güzel rüzgardır arkadaşlar. Bütün sıcağı, nemi, kalabalığı aldı gitti. Gümüşlük tadından yenmez oldu.

Rüzgar sevmeyenlere bir sözüm yok, onlar napsak mutlu olmazlarmış gibi geliyor.

Metin Restaurant da Gümüşlük’den gitmeyecek anlaşılan. 3-5 kişiyle geceleri geçirdi hala orada. En azından ben öyle biliyorum, gittiyse haber verin.

Derken derken bir sabah erken…

Gümüşlük’te otoparkın mı var? Hayatın kurtulmuş.

Keşke Gümüşlük’te otopark olmasa… Çok pahalı, gereksiz pahalı, manasız pahalı. Kahveye gelip bir çay içeyim diyorum, 8 TL istiyorlar benden. Bir çay içip çıkıcam diyorum yine 8 TL diyorlar. 1 TL’lik zevk için 8 TL ödemen gerektiğini düşünüyorlar. Protesto edip yürüyeyim diyorum (Gümüşlük’de olmak böyle bir şey herşeyi protesto edebilirsiniz) hava sıcak en fazla 2-3 gün… sonrası yemiyor. Çok mutsuzum çookk…

ne oldu ne olmadı

Balıkçıların arasında bir burger dükkanı açılmış. Hiç fena değil.

Gümüşlük Kulüp bu sene biraz farklı. Daha temiz. Ama Özlem’i içerde bar taburesinde tünemiş görünce, örümceğin üst köşede sinsice beklediği ağına yaklaşıyormuşum gibi hissediyorum ne yalan söyliyim. Bu arada bar da açıldı. Yan tarafta da yine birşeyler var ama ne olduğunu çok anlamadım. Ortaya karışık tadında.

Hayat Cafe güzel.

Cadı’yı daha hiç açık görmedim. Geç saatlere kadar açık kalmıyor anlaşılan. Dalgıç’ın yemekleri iyi ama çorbaya margarin koyuyorlarmış.

Limon’un alt barı açıldı.

Bir de Alex dün Mimoza’daydı.

 

Nejat iyileşti, ben de köye döndüm.

Bu ikisi birbiriyle alakalı konular değil yalnız. Denk geldi, yoksa hastane odası kapısında nöbet beklemedim 🙂

Tamam biraz hastane civarında dolanıp yine içeri girsem mi acaba diye düşünmüş olabilirim. Bazılarında da girmişimdir hatta. Yalnız dedikoducu olabilirim ama stalker değilim… en azından… Hasta insanı rahat bırakmak lazım.

Neyse kortizon filan biraz şişmiş ama yine de sevdiğimiz adam hastanede değil artık. Keşke haberlerde yer aldığı gibi Berrak ile evlenseler gerçekten de… Hımm Belit’le durum ne acaba?

Merak edenler için söyliyeyim, buraya geldiğimden beri yağmur yağıyor. Ama ortalık kıpır kıpır, elektrikli. Bu sene güzel şeyler olacak belli ki.

İtiraf edin özlemiştiniz beni değil mi?

Ne virüsmüşsün sen kardeşim!

Her şey güzel olsun öyle yazayım diye diye ayak sürtüp duruyordum ki aslında her şeyin yavaştan iyileştiğini düşünüp yazmaya karar verdim. Mesela köyün güzel delikanlısı Nejat iyileşiyormuş. Belki de başka birşeye ihtiyaç kalmaz yazmak için dedim.

Yani, haberiniz olsun bloğu tekrar yazmaya başlıyacağım. Arayı çok açmayacağım. Sık sık beklerim…